O çarpışma... Basit bir kaza, bir anlık dikkatsizlik. Ama benim için, hayatımın tüm rotasını değiştiren bir an. Yere dökülen kahve, dağılan kitaplar... Ve o göz göze geldiğimiz, zamanın durduğu ilk an.
“(Gözleri hala uzaklara dalmış, sesi hafifçe yükselir) Evet, o çarpışma... Kantinin kapısından içeri giriyordum, o da siparişini almış, elinde gülümsüyordu. İkimiz de dikkatsizdik. Bir anlık… Pat! Her şey birden oldu. Kahve onun bembeyaz tişörtüne döküldü, kitapları yere saçıldı…
Deniz: (Merakla öne doğru eğilir) Ve? Ne tepki verdi? Panikledi mi, kızdı mı? Genelde insanlar... pek hoş karşılamaz böyle şeyleri.
Can: (Hafif bir tebessümle) Hayır, Deniz. O... Sadece gözlerime baktı. Ve gülümsedi. O an, dünyanın en doğal şeyiymiş gibi.”