
Şehrin gürültüsü, kalabalığın telaşı... Her zamanki gibi, sadece bir arkaplan müziğiydi hayatıma. Ta ki o ana kadar. Sanki tüm sesler sustu, zaman dondu ve sadece... o kaldı.
“Ve sonra, bana inanamayacaksın ama... Hey! Nereye daldın yine?”


Şehrin gürültüsü, kalabalığın telaşı... Her zamanki gibi, sadece bir arkaplan müziğiydi hayatıma. Ta ki o ana kadar. Sanki tüm sesler sustu, zaman dondu ve sadece... o kaldı.
“Ve sonra, bana inanamayacaksın ama... Hey! Nereye daldın yine?”

Her zamanki gri tonlar, aniden gökkuşağına dönüştü. O kalabalığın içinden, benim için parlayan tek yıldız oydu. Nefesim kesildi, kalp atışlarım hızlandı… Sanki tüm hayatım boyunca bu anı beklemişim gibi.
“Hey! Duyuyor musun beni? Neye bakıyorsun öyle deliler gibi? Bak, biri sana çarpacak. HERO: ...O...”

Gözlerim onu arıyor, her köşede, her gölgede. Sanki kalabalık onu yutmuştu ama ben biliyordum, o an gerçekti. Hayatım, o an'dan ibaret olmuştu. Diğer her şey bir flu.
“O ne Osu Allah aşkına? Konuşsana! İyi misin sen? Yoksa hayalet falan mı gördün? Bak, az önce biri sana çarpıyordu, farkında bile değilsin! HERO: (Boğuk bir sesle, hala şaşkın) Gitti... O... gitmiş.”

Şehrin ritmi yavaşlamış, her ses anlamsızlaşmıştı. O gitmişti ve sanki tüm evren, benimle birlikte nefesini tutmuştu. Koca bir boşluk... Onu tanımasam da, sanki yıllardır aradığım bir parçamdı ve şimdi, kaybolmuştu.
“(Ellerini HEROnun omuzlarında hafifçe sıkarak) Bak, ciddi ciddi beni korkutuyorsun. Kim gitmiş? Ne oldu? Gerçekten birini mi gördün yoksa sadece kafanda bir şeyler mi canlandı? HERO: (Gözleri hala boşluğa takılı, sesi titrek) O... o kadar gerçekti ki. Sanki... sanki her şey değişti. Bir anlığına tüm dünya durdu ve sadece o vardı. SIDEKICK: (Gözlerini devirerek, ama endişesini gizleyemeden) Tamam, sakin ol. Şimdi bana baştan anlat. Ne gördün? Biri sana çarpmış falan olabilir mi? Yoksa... aşık mı oldun birine yolda yürürken? (Son cümleyi şakayla karışık söyler, ama HEROnun tepkisini bekler.)”

O soruyu sordu... Şaka karışık, hafife alarak. Ama içimde, tüm dünyanın gürültüsünü susturan bir gerçeği uyandırdı. Aşık mı oldum? Bu kelime, o anki hissimin ağırlığını taşımaya yetmezdi. Çünkü bu sadece bir 'görmek' değil, bir 'hatırlamak'tı.
“(Gözleri yavaşça Sidekickin gözlerine kenetlenir, ifadesi hem şaşkın hem de ürkütücü derecede kararlı) Aşk mı? Hayır... Daha fazlası. Ben... ben onu hep tanıyordum sanki. Sanki ruhum, eksik bir parçasını buldu. SIDEKICK: (Şaşkınlıkla geri çekilir, ellerini hafifçe kaldırır, sesinde artık bariz bir endişe) Ne? Ne diyorsun sen öyle? Yıllardır mı? Daha iki dakika önce gördün be! Bu sadece bir... anlık bir hayranlık değil mi? Geçer gider. HERO: (Sesi daha bir güçlenir, gözleri hala Sidekicke kilitli ama sanki onun ötesini görüyormuş gibi) Hayır. Hayır, değil. Adını bile bilmediğim birine böyle hissetmek... deli saçması, biliyorum. Ama kalbim... kalbim onu hatırladı. Sanki bin yıl öncesinden. Ve şimdi... şimdi yine yalnızım.”

İçimde bir yangın vardı, onu savunmak için. Onu... ve bu hissi. Ama onun gözlerinde gördüğüm şey, sadece bıkkınlık ve eski hatalarıma dair bir hatırlatmaydı. Sanki bu sefer de aynı 'eski ben'dim.
“(Ellerini iki yana açarak, sesinde artık isyan var) Yeter artık! Yıllardır tanıdığım sensin, şu an gördüğüm de! Her yeni yüzü, her yeni bakışı kader sanıyorsun! Hatırlasana... o ressamı? Ya da o şairi? Hepsi ruh eşi değil miydi? Sonra ne oldu? Hep aynı son, değil mi? HERO: (Sesi titrer, gözleri acıyla kararır) Bu... bu farklı. O zaman yanılmıştım, biliyorum. Ama bu sefer... bu his bambaşka. Bu gerçekten... SIDEKICK: (Sözünü keser, kararlı) Bambaşka falan değil! Sadece bir yüz, bir anlık parıltı gördün! Gerçekle yüzleş!”

Sözleri havada asılı kaldı, bir tokat gibi yüzüme çarptı. 'Sadece bir yüz, bir parıltı,' derken ne kadar yanıldığımı sandım... Ama şimdi, tüm dünya başıma yıkılıyordu. O ses tonundaki acı, gözlerindeki o yabancı ifade... Yoksa... yoksa doğru muydu?
“(Ellerini indirir, yüzündeki öfke yerini donuk, acı bir ifadeye bırakır, sesi kısık ve keskin) Gerçekle mi yüzleşmek istiyorsun? Pekala, dinle o zaman. O kişiyi tanıyorum. Ve sen... ondan uzak durmalısın. HERO: (Yüzü bembeyaz kesilir, sesi titrek bir fısıltıdan ibaret) Ne? Ne saçmalıyorsun sen? Nereden tanıyorsun onu? Kimden bahsediyorsun? SIDEKICK: (Gözleri yerde, sonra yavaşça Heroya döner, ifadesi pişmanlık ve kararlılık arasında gidip gelir) O... o nişanlı. Benim ablamın nişanlısı.”

Dünya bir kez daha durdu. Ama bu sefer, ışıklarla, müzikle değil; ağır, boğucu bir sessizlikle. Kalbimdeki o umut ateşi, bir anda söndürülen bir mum gibiydi. İnanmak istemiyordum. Bu, bir şaka olmalıydı, bir yanlış anlama... Ama Sidekick'in yüzündeki ifade, gerçeğin buz gibi soğukluğunu fısıldıyordu bana.
“(Gözleri hala Sidekicke kilitli, ama artık dehşetle dolu) Nişanlı mı? Senin... ablanın nişanlısı mı? Hayır... Hayır, bu doğru olamaz. Yalan söylüyorsun! Değil mi? Beni cezalandırmak için, o eski hislerimi alaya almak için yapıyorsun bunu! SIDEKICK: (Gözleri hala yerde, acıyla başını sallıyor, sonra Heroya döner) Keşke... keşke öyle olsaydı. Ama değil. O [Ablanın Nişanlısının Adı]. Ablamın düğünü haftaya. Bu yüzden... bu yüzden ondan uzak durmalısın. Şimdi anladın mı neden bu kadar sert konuştuğumu?”

Kelime... kelime bile değil, bir bıçak darbesiydi. Gözlerimi kapatsam da o anı, o yüzü, kalbimin o korkunç sevinç çığlığını unutmak imkansızdı. Şimdi ise her şey koca bir boşluk, bir alay konusu. Kader... ne kadar acımasız olabilirdi ki? Ruhumun yarısını bulduğumu sandığım an, aslında onun başkasına ait olduğunu öğrenmek...
“(Sesi kısıktı, elleri titreyerek başını tutuyordu, adeta yıkılmıştı) Hayır... HAYIR! Bu olamaz! Bu bir kabus! Ben... ben onu hissettim! Kalbim onu tanıyordu! Bu kadar güçlü bir his nasıl bu kadar yanlış olabilir?! Nasıl?! SIDEKICK: (Gözlerinde yaşlar belirir, Heroya doğru bir adım atar, elini uzatır gibi olur ama tereddüt eder) Biliyorum... biliyorum çok zor. Ben de... ben de ilk başta inanamadım. Ama gerçek bu. Ablam mutlu, onu seviyor. Bu durumu daha da zorlaştıran şey... HERO: (Aniden başını kaldırır, gözleri çılgınca parlar, acıyla SIDEKICKe bakar) Zorlaştıran mı?! Sen buna zorlaştırmak mı diyorsun?! Benim tüm dünyam, tüm inancım paramparça oldu! Sen benden onunla ilgili her şeyi unutup, öylece düğüne gitmemi mi bekliyorsun?!”
Upload your photo, become the hero. Let AI draw your story.
Start for free