
Bu patika... Çocukluğumdan beri yüzlerce kez yürüdüm. Her ağacını, her taşını bilirim. Ama bu akşam... Hava farklı. Çok farklı. Orman nefes almıyor sanki. Ve o ışık... Bu, buraya ait değil. Buraya asla ait olamaz.


Bu patika... Çocukluğumdan beri yüzlerce kez yürüdüm. Her ağacını, her taşını bilirim. Ama bu akşam... Hava farklı. Çok farklı. Orman nefes almıyor sanki. Ve o ışık... Bu, buraya ait değil. Buraya asla ait olamaz.

Bu ışık... Yanlış. Her hücrem tehlike diye bağırıyor. Ama başka bir şey var... zihnimin kıyısında bir fısıltı, beni kendine çeken karanlık bir merak. Her içgüdüm kaçmamı haykırıyor, ama ayaklarım... söz dinlemiyorlar.
“Ne... ne oluyorsun sen?”

Yaklaştıkça, soğuk bir titreşim kemiklerime işliyor. Bu ışık... sadece gözlerimi kamaştırmakla kalmıyor, düşüncelerimi de bulandırıyor. İçimde bir şeyler çığlık atıyor ama diğer bir yanım, bu karanlık çağrının derinliklerine dalmak istiyor. Ve şimdi... o fısıltı daha belirgin. Sanki toprağın kendisi konuşuyor.
“Ne... ne fısıldıyorsun bana? Ne istiyorsun benden?”

Fısıltılar... artık sadece bir yankı değil. Kelimelere dönüşüyorlar, zihnimin en derin köşelerine sızıyorlar. Beni çağırıyorlar, beni vaatlerle kandırıyorlar... ya da tehditlerle? Ne olduğunu anlayamıyorum ama bu çekim... karşı konulmaz. Bedenim benim değilmiş gibi, kontrolümü kaybediyorum. Bu lanetli ışık her zerreme nüfuz ediyor.
“Hayır... Hayır! Ne yapıyorsun bana? Git buradan! İçimdeki bu sese inanmıyorum! Bu... bu gerçek değil...”
Upload your photo, become the hero. Let AI draw your story.
Start for free